Toprağa Hürmet, Sabır ve Zeytinin Saf Şifası
Endüstriyel zeytinyağı üretiminin yüksek ısılarla ve hızlı filtrelerle meyvenin ruhunu yok ettiği günümüzde; en temel değerimizi koruyoruz: Sabır ve Hürmet. Arama motorlarında aranan "gerçek soğuk sıkım", "yüksek polifenollü zeytinyağı" ve "katkısız doğal yağ" kavramlarının temelinde, dedelerimizden devraldığımız Geleneksel Zeytinyağı Üretimi disiplini yatar.
"Eski zeytinciler der ki; zeytinyağı aceleye gelmez. Ağaca verdiğin şefkat, sıkımda gösterdiğin sabır sofradaki yağın nefasetini belirler. Geleneksel üretim, zeytinin şifasını eksiltmeden şişeleme sanatıdır."
Geleneksel zeytinyağcılıkta zeytin toprağa düşüp fermente olmadan (asitlenmeden) toplanır. Erken hasat döneminde yeşil ve alacalı zeytinler çuvallara değil, meyvenin nefes alabileceği delikli kasalara koyularak sıkımhaneye taşınır.
Toplanan zeytinler bekletilmeden 24 saat içinde işlenir. Taş baskının o geleneksel aromatik ruhunu modern hijyen standartlarıyla birleştirerek, meyve hamurunu yakmadan ve su katmadan en saf haliyle özütlüyoruz.
Krom tanklara alınan zeytinyağı, gün ışığından ve hava temasından korunarak mahzenlerde dinlendirilir. Yağ içerisindeki mikro tortular dibe çökerken, zeytinyağı o berrak, altın-yeşil tonunu doğal yolla kazanır.
Şişe kapağını açtığınız an buram buram taze biçilmiş çimen, yeşil domates sapı veya enginar kokusu gelmelidir. Ağır, küflü veya yağlı koku geleneksel dışı işlemdir.
Gerçek soğuk sıkım zeytinyağı yutulduğunda genizde hafif, tatlı bir yakıcılık bırakır. Bu yakıcılık asit değil, yüksek antioksidan (polifenol) göstergesidir.
Geleneksel zeytinyağı ışığa hassastır. Şifasını kaybetmemesi için şeffaf plastik kaplarda değil, koyu renkli koruyucu cam şişelerde saklanır.
Apolyont’un 100 yıllık miras ağaçlarından, hiç ısı görmeden ve katkı maddesi eklenmeden üretilen saf zeytinyağlarımızı inceleyin.
Asırlık Soğuk Sıkım Hasadını İnceleyin